08.07.2006
SAYIN RAHMİ M. KOÇ'UN DÜNYA TURUNU BİTİRİŞ KONUŞMASI

Pek muhterem misafirlerimiz, sevgili dostlarım, davetimi kabul edip hem de bir temmuz Cuma akşamı buraya teşrif ettiğiniz için hepinize hepimiz adına candan teşekkür ediyorum. Gelememiş olan dostlarımı da anlayışla karşılarım.

19 Eylül 2004 senesinde ayrıldığımız Kalamış marinaya 657 gün sonra, 28276 mil yapmış olarak sağlimen dönmenin mutluluğu içerisindeyiz.

Bu müddet zarfında çeşitli nedenlerle 6 kez İstanbul’a geldim, dolaysıyla yolculuğumuz 7 etap sürdü.

Bizden evvel dünya turu yapan büyük denizciler Sadun Boro ve Osman Atasoy’un kitaplarını yolda okudum. Neler çektiklerini gördüm ve onları çok takdir ettim.

Mütevazi teknelerinde ,mürettebatsız sadece hanımlarının yardımlarıyla ve her işi kendileri yaparak dünyayı dolaşmak büyük ustalık, cesaret ve kararlılık ister. Üstelik onlar yolda çocuk da yaptılar biz onu da yapamadık.

Benim şartlarım dostlarıma göre çok daha rahattı. Fakat deniz azdımı büyük tekne küçük tekne dinlemiyor.

Kaptanımız Yosi’nin titizliği, dikkati,disiplini idareciliği ve tecrübesi sayesinde büyük bir tehlike atlatmadan devri alem seyahatimizi tamamlayabildik. Bütçe tutturmakta üstüne yoktur.

Tabi bu bir takım meselesidir, bütün mürettebat da görevlerini eksiksiz olarak yerine getirdiler.

Eddy 2.kaptanlığı yanında bütün İngilizce muhaberatı yürüttü, nerede iyi bar ve lokanta varsa onu buldu. Severek vernik ve cila yaptı. Genel bilgi ve kültüründen çok yararlandım. Bilemediği konu varsa, arar bulur ve getirir.

Mehmet, saat tamirinden tutun da direğe tırmanmaya kadar, kement gibi halat atmaktan ata biner gibi dingi kullanmaya kadar teknedeki her işi yaptı. O hakiki bir jokerdir.

Varlığı ile yokluğu belli olmayan Makinist Kemal 45 derece sıcaklıktaki makina dairesinde Pasifikte kırılan devridaim pompa şaftını 5 saatte imal etti, mütevazidir, gösterişi yoktur. Bir beyefendidir.

Wendy her havada sıcak yemek çıkarabildi, aynı zamanda okumasını ihmal etmedi, sigarasını da güvertede içti ve neşesini hiç kaybetmedi. Mutfağıda pırıl pırıldır.

Suzan yoğun bakım hemşiresi olmasına rağmen, tüm teknenin yemek servisinden, iç temizliğine, saç traşından, kıyafet seçimine, dikiş dikmekten takı yapmaya kadar her işimize koştu.

Dr. Erhan Bulutcu bir defa San blass adasında kolu yanmış yerlinin pansumanından, fotoğraf ve video çekimine, müzik ,film organizasyonundan, günlük gazete ve e-mail trafiğine ve günlük yazımından kitap okumasına kadar bana bu seyahatte en büyük arkadaşlığı yaptı. Bir dakika boş vakti olmadı.

55 limana uğramışız ,630 ton suyu arıtmış ve kullanmışız ,180 ton da mazot yakmışız. Ahçımız bize bu sürede 1280 adet pizza yapıp yedirmiş, zannetmeyin bu seyahatte sadece pizza yedik.

Tuttuğumuz en büyük balık 25 kiloluk bir vahu idi, içeri aldığımız zaman Yosinin ayağını ısırdı.

Çeşitli yerler gördük, bir çok insanla tanıştık, değişik kültürler ve değişik yemekler tattık.

Netice itibari ile şu karara vardık ki Avrupa’nın üstüne kıta yok, Akdeniz, Ege ve Marmara’nın üzerine deniz yok, Türkiye’nin üzerine de memleket yok.

Allahıma şükrediyorumki bu topraklarda doğmuşuz, dilimiz lisanlara yatkın, dört mevsim yaşıyoruz, ve gıdalarımızı mevsimlik yiyoruz .Bu büyük bir nimet, kıymetini bilelim ve memleketimizi daha ileri götürmeye çalışalım.

Kendi ülkemizi ve içinde bulunduğumuz nimeti takdir edebilmek için dünyayı gezmenizi, görmenizi hararetle tavsiye ederim.

Üzüldüğüm tek nokta Sadun Boro dostum o zamanlar neredeyse bedavaya olan Pasifikte bir kaç ada alsaydı bugün multimilyonerdi.

Bu akşam bizimle beraber olduğunuz için hepimiz adına tekrar teşekkür eder, sevgi ve saygılarımı sunarım.
Haberler ve Seyir Defteri Arşivi